| GENÇLER; KEŞFEDİLMEMİŞ BİR BATIK HAZİNE ! |
|
|
|
|
Bir an hiç geçmez sandığımız o yıllar, aslında sudan daha hızlı akıp geçiyormuş meğer… Bebek olduğumuzun daha farkına bile varmadan, birden kendimizi ortaokula giderken buluyoruz ve sonra lise derken birde bakmışız ki; işte o yıllar bizi savuran bir rüzgâr gibi, farklı zaman ve mekanlarda hayatla karşı karşıya bırakıyor. O an kendinize bir bakmışsınız da genç olmuşsunuz; aslında bunun nasıl olacağını bilmeden ve belki hiç yaşayamadan… Genç olmanın getirdiği sorumluluklar, zorluklar ve imkansızlıklar var; evet var ama bu bazen çoğu gencin yaşayamadığı ve aslında bir çok neden yüzünden nasıl yaşaması gerektiğini bilmediği ya da farkına varamadığı yıllarını, bir daha hiç gelmeyecek üzere geride bırakmasına neden oluyor. Genç olmak ya da genç olabilmek ne demek acaba? İnsan bu soruyu sormadan edemiyor. Bu ülkede gençlerin kaçı istediği eğitimi alabiliyor, kaçı sosyal imkânlardan yararlanabiliyor ya da haberi oluyor, kaçı hayallerini gerçekleştirebiliyor ve kaçı hayal kurabiliyor? Türkiye’ de genç olmak mı zor, yoksa bu her ülkede mi aynı? Bu soruya bu ülkede yaşayan genç olarak yanıt vermek o kadar da zor değil; peki ama neden bu zorluklar? Biz aslında hayatımızın o en güzel yıllarını; eğitim sisteminin adaletsizliğiyle, istihdam olanaklarının olmayışından işsizlik oranlarına yaptığımız katkılarla, sosyal imkânların azlığıyla, kırılgan siyaset içinde ve hain terör ortamında yaşayarak geçiriyoruz. Bu ülke nüfusunun nerdeyse yarısını oluşturan genç nüfusun ne kadarı, o en deli ve enerji dolu çağlarını gerçekten aslında olmasını istediği gibi ya da hayal ettiği gibi geçirebiliyor. Planlar vardı, yapılması gerekenler ve harekete geçmek gerekti; ama olmadı bunların birçoğu. Belki okumak için parası yoktu, ya da bir ailesi ve o en güzel yıllarını sokakta yaşıyordu, belki okula gönderilmiyordu ve daha o çocukken aslında zorla evlendiriliyordu ya da hain törenin kurbanı oluyordu. Hayalini kurduğu üniversiteye, hayat şartları gerektirdiği için para kazanabilmek uğruna gidemeyen ya da bin bir zorlukla kazandığı üniversiteyi ve okurken de okul masraflarını çıkartabilmek için çalışmak zorunda kaldığı o yıllardan sonra, aslında mezuniyet töreninde kepini fırlattıktan sonra yıllarca iş arayabilme ihtimaline ne kadar hazırdı? Üniversite mezunu işsiz genç oranı her geçen gün daha da artarken, bizlerin kendi ülkelerinde iş sahibi olabilmeleri için nasıl olur da bu kadar zorluklarla karşılaşabiliyor ve her defasında yetersiz, tecrübesiz görülebiliyor. Nedense yeteri kadar imkân verilmeden, daha fazlası isteniyor bizden ve birçok şart aranabiliyor ya da sırf o özellikleri taşımadan asla olmaz denilebiliyor.( en az 2 dil, en az 5 yıl iş tecrübesi ve tabi onun öncesinde sürekli sınavlara tabi tutulma gibi…) Bunların hepsi ve daha sayamadığım birçok neden biz gençleri aslında hiç yaşayamadığımız ve bir daha hiç gelmeyecek olan o yılların yarattığı hayal kırıklıklarıyla geçmesine neden oluyor. Onlara değerli olduklarını, kendilerinin eğer gerçekten isterlerse neleri başarabileceklerini ve en önemlisi de gençlerin hayal kurmalarına ve onun için harekete geçmelerini sağlayacak ‘el’ in mutlaka her koşulda uzatılması gerekir hem de en acilinden. Devlet büyüklerimiz ve siyaset adamlarımız, biz gençler sadece bir oy potansiyeli değiliz. Gerçekten imkânsızlıklar içinde olan gençlere biraz şans verilirse neler yapabileceklerini, yerinizden oturun ve görün. Ama ülkemizdeki kişiye özel olanaklar yüzünden; hepsi eşit-hepsi farklı olgusu yok oluyor. Çünkü bizler daha keşfedilmemiş bir batık hazine gibiyiz. En dayanılmazı da, aslında bu hayatta hiçbir amacı olmayan, hedeflerini gözüne kestirmeyen ve yıllarını kolayca harcayabilen bir gençlik yaratılmasına izin vermeyelim, onlara güvenelim ve en güzeli imkanlar sağlayalım. Hayallerimize uzanabilmemiz için ‘hayat’ bizim sırtımızda bir yük olmasın, bir merdiven olsun, Yoksa bu gençlik, yarına hayal kırıklıkları ile dolu bir hayat bırakacak ve onların çocukları bunları dinleyerek büyüyecek.
Türkiye'de genç olmanın getirdiği zorluklar, sorumluluklar ve aslında olması gerekenleri anlatırken değişmesi için de sosyal projeler oluşturup bunu hayata geçirebilmek çok önemli... Genç nüfusun, bir daha asla gelmeyecek olan o yıllarını ve zamanlarını aslında nasıl değerlendirebileceklerini, o enerjilerini nasıl kullanabileceklerini kesinlikle görüp anlamaları için ve aslında hayatlarında o dönemde yaşamaları gereken sosyal faaliyetlerden ve eğitimden mahrum kalmamaları için kesinlikle bir şeyler yapılmalı. Ülkemizin eğitim sisteminin ve sosyal politikalarının eksiklikleri, yanlışları ve getirdikleri ortada ve sonunda ortaya çıkan tablo da; aslında hiçbir zaman planladığı ya da aslında umut ettiği yerde olamayan bir gençlik, yani hayal kırıklıkları...
Türkiye nüfusunun yaklaşık %50 si 0–25 yaş arası grubunu oluşturuyor; ben bu nüfusun hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşam geçirmesini istemiyorum ve tabi ki bundan sonraki neslin de geçmişteki hayal kırıklıklarını dinlemelerini ya da onların da aynı yaşamla yüz yüze kalmalarını... Biran önce harekete geçelim; çünkü bu gençlik aslında daha 35 ine gelmeden yaşlanıyor! Suçumuz neydi peki? Cevabı basit aslında; hayalini kurduğumuz gençliği yaşamak istememizdi. Olsun ama sadece hayali bile yeterdi aslında…
Emre ÇOLAK Bayburt Gençlik Platformu |
| Sonraki > |
|---|